Kent konseyi himayelerinde kadın derneklerinden tarihi buluşma
Sivas'ta Kent konseyi himayelerinde kadın derneklerinden tarihi buluşma
$ Dolar 34,8447 %0,08
€ Euro 36,7306 %-0,08
£ Sterlin 44,4980 %0,24
Altın $2.670,24 %0,47
Gümüş 35,67 %0,27
Osmanlı İmparatorluğu'na ait sanat eserlerinde, erkek erkeğe ilişkiyi tasvir eden birçok görsel bulunmaktadır. Bu temaların yanı sıra, dönemin şiirlerinde de bu tür ilişkilere dair pek çok örnek bulunmaktadır. Bu ilişkiler, bazıları doğrudan eşcinsel ilişkiyi, aşkı ve cinselliği anlatırken, maalesef bazıları da çocuk istismarı olarak kabul edilen "oğlancılığı" gözler önüne sermektedir.
Günümüzde, bazı kesimler tarafından hala "sapkınlık" olarak görülen eşcinsellik, Osmanlı İmparatorluğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan tarih boyunca izlere rastlanır ve o dönemdeki toplumsal normlar açısından günümüz kadar tabu olarak kabul edilmeyebilirdi. Ayrıca, "oğlancılık" gibi çocuk istismarı suçları, o dönemde suç olmalarına rağmen ne yazık ki oldukça yaygın bir şekilde görülmekteydi.
Bu tür tarihsel belgeler, Osmanlı İmparatorluğu'nun karmaşık ve değişken sosyal dokusunu yansıtmaktadır ve o dönemin cinsel pratiklerini ve toplumsal normlarını anlamak için önemli bir kaynak teşkil eder. Ancak bu konunun incelenmesi ve yorumlanması her zaman dikkatli bir şekilde yapılmalıdır, çünkü tarihsel bağlam içinde değişen normlar ve değerler göz önüne alınmalıdır.
Dönemin şairleri, eşcinsel ilişkilere işaret eden birçok şiir yazdılar; ancak zamanla, yorumcular ve çevirmenler, Osmanlı şiirindeki eşcinselliğin varlığını inkar etme amacıyla bu şiirleri yavaş yavaş heteroseksüel bir bağlama çekmeye veya farklı şekillerde yorumlamaya başladılar.
İkinci dörtlükte bahsedilen "Tesnim suyu," aslında "bengisu" olarak çevrildiğinde, içen kişinin ölümsüzleştiği bir su olarak anlam kazanır. Şiirdeki bu "tesnim suyu" ifadesi ile bir sonraki satırdaki "Ejderhanın ağzından hayat suyu aktığını görelim" cümlesi, şairin aslında sperm ile ilgili bir metafor kullanmış olabileceğini düşündürüyor.
Üçüncü dörtlükte yer alan "salına salına yürümek" ifadesi, aslında "hirâman" olarak geçer ve hem salınarak yürümeyi hem de "yasak olan şeyleri yapmayı" ifade edebilir. Dolayısıyla, Nedim'in bu kısımda sözcüğün ikinci anlamına vurgu yaparak eşcinsel ilişkilere işaret ettiği düşünülebilir.
Dördüncü dörtlükte, yani ders kitaplarından çıkarılan kısımda, cuma namazına gitmekten bahsedilir. Bu bölümden hem kişinin erkek olduğu hem de annesinden izin alacak kadar genç olduğu anlamı çıkabilir. Ancak bu kısmın mizahi bir anlam taşıyıp taşımadığı kesin değildir. Eğer bahsi geçen kişi gerçekten bir çocuksa, bu durum şiiri eşcinsellik temasından ziyade çocuk istismarı temasına işaret eden bir anlam kazandırabilir.
Bu şiirin içinde daha fazla çıkarılabilen anlam katmanları olabilir, ancak şimdilik bu kadarla sınırlı kalalım ve başka bir konuya geçelim.
Enderûnlu Fâzıl, eserlerinde, kadınlardan hoşlanmadığını sürekli tekrarlamasının yanı sıra “Güzel Oğlanlar” adlı kitabı ve "Hançerli Hanım Hikâye-i Garibesi" isimli, Osmanlı dönemindeki iki erkek arasındaki ilişkiyi anlatan hikâyesi bulunuyor.
Divan edebiyatında bulunan eşcinsel temalı şiirlerde sıkça Hristiyan gençlerine atıfta bulunulur. Osmanlı İmparatorluğu'na esir düşen Bizans İmparatorluğu'nun Selanik Başpiskoposu Gregoru Palamas, eşcinsel ilişkilerin oldukça yaygın olduğunu ve özellikle esir alınan Hristiyan erkeklere yönelik cinsel tacizin sıkça yaşandığını ifade etmişti.
Özellikle 17. yüzyılda oldukça yaygın olan vesikalı erkekler, dönemin devleti tarafından bir meslek grubu olarak kabul ediliyordu. Bu vesikalı erkekler, karşılığında ücret alarak erkeklerle cinsel ilişkilerde bulunuyorlardı.
Bu meslek grubundaki bazı kişiler, hamamlarda çalışıyorlardı ve "esnaf güzelleri" olarak adlandırılıyorlardı. Diğerleri ise gün içinde esnaf çırağı olarak görev alıyorlardı. Hatta Evliya Çelebi'nin "Seyahatname" adlı eserinde, bu tür olaylara dair birçok örnek bulunmaktadır.
1526 yılında yayınlanan Bozok Sancağı Kanunnamesi, Osmanlı İmparatorluğu'nda eşcinselliğin yasal olarak kabul edilmediğini gösteren ifadeler içermekteydi. Ancak, bu yasağın üst sınıflardaki bireyler tarafından sık sık ihlal edildiği ve Osmanlı İmparatorluğu'nun belirli dönemlerinde bu tür ilişkilerin toplum içinde yaygın olduğunu gösteren eserler ve kanıtlar da mevcuttur.
Daha sonra Osmanlı Devleti, 1858 yılında Tazminat reformları çerçevesinde eşcinsel ilişkiyi suç olmaktan çıkardı ve 1858 Ceza Kanunnamesi'nde eşcinselliğe dair herhangi bir suç tanımlaması bulunmadı.
Sonuç olarak, günümüzde bazı Netflix içeriklerinin sansürlenmesiyle ilgili tartışmalar yaşanırken, tarihsel olarak Osmanlı İmparatorluğu'nda eşcinsellikle ilgili eserlerin, günümüzün gökkuşağı temalı içeriklerinden daha fazla açık bir şekilde bulunduğunu ifade edebiliriz.
Kaynaklar: Murat Bardakçı - Osmanlı'da Seks, Teyit.org, British Library, Din ve Mitoloji